Sözlü Tarih: Charles Barkley-Dick Bavetta Yarışı



Her şey böbürlenmeyle başladı. NBA kariyerinde normal sezon MVP'si ünvanı bulunan Charles Barkley'i, meşhur NBA programı Inside the NBA'in ana figürü olarak, emekliliğinde, oyunculuk kariyerinden daha da ünlü kılan türden bir böbürlenme.

Ancak rastgele bir kış gecesinde Barkley, TNT'nin Atlanta stüdyolarından uzaktaydı ve Sacramento'da, tecrübeli sunucu Marv Albert ile Kings-Lakers maçının yayınındaydı. 

Steve Kerr ile beraber maçı yorumlayan Barkley, ligin kıdemli hakemlerinden Dick Bavetta hakkında küçümseyici bir yorumda bulundu. 

"Var ya, Dick Bavetta'yı şu anda koşarak geçebilirim" dedi Sir Charles.

"Bence yarışırsanız Dick seni geçer" dedi Albert.

"Dick Bavetta'yı tam şu anda geçerim Marv" diye yanıtladı Barkley.

Barkley'nin yorumunu takip eden şey, ancak şu kişilerin de dahil olduğu bir hadise olabilirdi: Barkley gibi renkli bir kişiliğin sunduğu eğlence fırsatlarına özellikle duyarlı bir yapımcı; mücadele etmekten çekinmeyecek, koşmayı seven ve eski bir oyuncuyla sıkı-fıkı olan (2015'te Hall of Fame'e seçildiğinde kendisini sahneye çağıran üç kişiden birisi Barkley idi) bir hakem; ve elbette Chuck'ın kendisi. Çünkü o olmadan bunların hiçbiri mümkün değildi.  

Böylece meydan okundu, tarih seçildi ve bu iki kişi arasındaki yarış o kadar yankı uyandırdı ki, sportif başarılarını gölgede bırakacak kadar büyüdü ve olay, kaçırılmaması gereken bir televizyon şovu hâline geldi. İlk kez bir All-Star organizasyonunda smaç yarışması en dikkat çekici etkinlik değildi. 

"All-Star haftasonunda şimdiye dek birçok şey gördünüz," diyordu Inside the NBA'in sunucusu Ernie Johnson. "Ama bu bambaşka."

17 Şubat 2007'de --bir anlamda-- tarih yazıldı. Birçok NBAsever, o haftasonunda kimin MVP olduğunu ya da Slam Dunk'ı kimin kazandığını hatırlamayabilir, ancak Las Vegas'taki Thomas & Mack Center'da yer alan 15.694 kişi ve televizyonları başındaki milyonlarca insan, 43 yaşındaki Barkley ve 67 yaşındaki Bavetta arasındaki yarışı kimin kazandığını hatırlıyor.

Ayrıca hemen ardından neler yaşandığını da. 




Yarışın Ortaya Çıkışı


Barkley'nin Bavetta ile ilgili sözü, başka bir kanalda çalışıyor olsa, reddedilir ya da görmezden gelinebilirdi. Hattâ üniversiteden yeni mezun olmuş bir çalışanın pişmanlık duyan Barkley rolünü oynayıp önceden yazılmış açıklamayı okurken dünyanın geri kalanının gözlerini devirmesi, o yılışık özürlerinden birini sunmasını gerektirebilirdi. Ama o akşam Sacramento'da yaşanan, bu değildi. Barkley'nin bu konudaki küçümseyici yorumu, Atlanta'daki yapımcılardan birinin kafasındaki ampülü yakmıştı bir kere. 


Tim Kiely (Turner Sports'un yapımdan sorumlu başkan yardımcısı ve Inside the NBA yapımcısı): Aslında bunu yapmayı denemeyi düşünen bendim.

Ernie Johnson (Inside the NBA sunucusu): Kimsenin aklına gelmeyecek türden bir şeydi.

Kiely: O cümleleri duyduğumda Noel ağacı gibi aydınlandım. Şimdiye kadarki en büyük şey olabilir diye düşündüm. Bu yüzden lig yönetiminden Dick'e ulaşmasını istedim, o da buna bayıldı. Bu iş hallolduktan sonra Chuck'a gittim ve "Böyle bir şey var, sen de kabul eder misin?" diye sordum. Şöyle cevap verdi: "Evet, tabii. 67 yaşındaki hiçbir erkek, Chuckster'ı yenemez." Onun böyle bir meydan okumayı kabul etmesi için çok uğraşmanıza gerek yok. 

Johnson: Baştan sona her şey çok saçmaydı. Charles'ın meydan okuması, o yaştaki bir adama meydan okuyabileceği gerçeği... Ve Dick çok iyi kalpli, harika bir adam. Sanırım herkes bunu Vegas'ta izlemenin harika bir gösteri olacağını biliyordu. 

Charles Barkley (NBA.com'dan): Adam 70 yaşında, beni hayatta geçemez. Kendime söylediğim buydu. 

Dick Bavetta (Vice'tan): İnsanlar benimle alay ediyor. Bacaklarım ince. Etkileyici bir tip değilim. Ama genç hakemlere hep şöyle derim: "Yarış atları ve tazıların da bacakları incedir ve sonsuza dek koşarlar."




Yerine Getirilen Söz


Inside the NBA, yorumcuların maçlarla ilgili yorum yaparken birbirleriyle dalaşması üzerine kurulu bir programdı. Çoğu NBA yıldızının aksine Charles Barkley, alay konusu olmayı çok umursamıyor. Hattâ bunu neredeyse tercih ediyor. Bavetta bu meydan okumayı kabul ettikten sonra gerçek eğlence başladı. Barkley gibi kariyeri olup da, kendisini bu yolda feda etmeye istekli çok az sporcu vardır. Ama onu benimsedi, bu da programı tüm ekip ve evlerdeki izleyiciler için çok daha eğlenceli hâle getirdi. 


Johnson: Öncesinde otoparkta birkaç yarış dönmüştü çünkü Charles, çoğu insanın düşündüğünden daha hızlı olduğunu kanıtlamak zorunda hissetti. 

Kiely: Bunun kökeni, Chuck'ın korkunç bir şekilde antrenman yaptığını ve Chuck ile Dick'in grafiğini ve buna benzer şeyleri göstermemize dayanıyor. Sürekli kaşıdık yani bu durumu. Her perşembe, hikayeyi canlı tutacak bir şeyler bulmaya çalıştık. Ve tabii ki kulis birbirinde olurdu. Chuck sürekli birilerine sallar, millet de ona sallar. Chuck tam da böyle biri, asıl onunla böyle konuşmazsan hayal kırıklığına uğrar. Aslında onu umursamanı istiyor. Bu da onun zekasının bir parçası.

Bir sürü insan geliyordu izlemeye. Kulisteyken "Tamam, hadi dışarıya gelin de koşalım" dedi. Beş kişi hemen çıktı. 

Onları sıraya geçtik, 50 metre koştuk ve Chuck herkesi geçti. Ki birkaç tanesi de oldukça durumdaydı. Ama Chuck'ın koca bir götü ve kalın bacakları vardı. Orada hâlâ bir motorun duruyor olması beni şaşırtmıştı. Vay anasını, herkesi alt etti demiştim. O noktada beni bir düşünme aldı, çünkü aslında Bavetta'yı favori görüyordum. Ve o hâlini gördüğümde şöyle demiştim: İşte bu yüzden harika bir sporcuydu.





Johnson: Barkley'nin şansı olduğunu düşünüyordum ama Dick Bavetta'nın durumunu iyi biliyordum. Her zaman koşardı; her gün koşan biriydi. Bence mesele, Chuck'ın düşündüğümüzden daha iyi durumda olup olmamasıydı. 

Barkley (NBA.com'dan): Önceki hafta Las Vegas'taydım. Ne zamandır koşmamıştım. Bu yüzden yarıştan birkaç gün önce, koridorda biraz koştum -- ne kadar uzun olduklarını bilirsiniz. Emekli atlet John Carlos'la bir şeyler yaptık, yüz metre civarı koşuyorduk. Bu yüzden otele döndüğümde, nasıl hissettireceğini görmek için biraz koşmam gerektiğini düşündüm. Koridorda biraz koştum ve neredeyse hoşuma gidiyordu. Yolun yarısına yaklaştım ve bacağımda bir gerilme hissettim -- YANDIM ALLAH! Tanrım, inşallah sakatlanmamışımdır. 

Johnson: İnanın bana, önceki akşam Las Vegas'ta koridordan başka hiçbir yere çıkmadık. Bunu ciddiye alıyordu çünkü koçu John Carlos'tu. Carlos ona Kara Gergedan diyordu. 

Kiely: Bazı görüntülerde Carlos'un esnemeye çalıştığını, Charles'ın ise karaya vurmuş bir balina gibi yuvarlandığını hatırlıyorum. Kelimenin tam anlamıyla, gerilecek pozisyona geçemiyordu. Onu tanıdığım kadarıyla, Charles'ın herhangi bir maçtan önce 10 saniyeden fazla ısındığını sanmıyorum. Sadece oraya çıkar ve doğal yeteneğiyle oynardı. 







Yarış


All-Star haftasonlarında cumartesi akşamı bazen çok monoton olabiliyor. Yarışmalar sıklıkla hayal kırıklığı yaratıyor ve bir oyuncu eğer ilgi çekemezse, salondaki hava çok hızlı bir şekilde değişiyor -- mesela Vegas'ın evsahipliğinden birkaç yıl önceki smaç yarışmasında Chris Andersen'in gösterdiği performans. Ancak Barkley-Bavetta yarışı farklıydı. Vince Carter, Tracy McGrady ve Steve Francis'in damga vurduğu 2000 yılındaki Slam Dunk'tan beri ilk kez bir All-Star Haftasonu'nun cumartesi akşamı böyle bekleniyordu ve bu kadar büyük heyecan yaratmıştı.

Fakat yarış yaklaştıkça --sahada üç buçuk tur atmaları gerekiyordu-- kalabalık daha da heyecanlanıyordu.


Johnson: Dick Bavetta'nın alt eşofmanını çıkarması epey bir zaman aldı.

Kiely: İçeride konuştuğumuzu hatırlıyorum, Barkley gergindi. Çünkü --salonda yarışacak olmasına karşın-- kendisine yabancı bir şeyin içinde olacaktı: Oraya çıkıp basketbol oynamayacaktı. Bu yüzden gergindi ama bana "Kahretsin, bunu yapmak istemiyorum" gibi bir şey demedi.

Chuck'ın genelde bir şeye başlamadan önce kafası terler. Yine kafasının terlediğini gördüm ama telaş etmedim. Yayına girmeden önce yanına bir kez gittim, çünkü dışarıdaki yayın aracına gitmem gerekiyordu. "Bunu yapacaksın, değil mi? Çünkü hepimiz hazırız" diye sordum. "Elbette" diye cevap verdi. "Tamam, güzel" dedim ben de. Bu, onun oraya çıkacağından ve gerçekten yarışacağından emin olmak içindi, çünkü Dick Bavetta'nın orada olacağını biliyordum. 

Johnson: İnsanların atlara karşı mücadele ettiği yarışlar gibiydi. Hall of Fame üyesi bir oyuncu, efsanevi bir hakeme karşıydı ve sadece bunu görmek için tüm salonun ne denli heyecanlı olduğunu hatırlıyorum. İnsanlar cidden yarışı izlemeyi iple çekiyordu. Herkes buna bayıldı. Salon çok hareketliydi.


Barkley erkenden öne geçti ve Bavetta'dan daha çabuktu. Barkley son 5-6 metrede geri geri giderek Bavetta ile alay etmeye karar verene dek liderliği sürdürdü. Barkley bitiş çizgisinden geçerken tökezledi, sonra kıçının üstüne düştü ve zaferi sırt üstü vaziyette kutladı. Bavetta son bir gayretle atıldı ve neredeyse onu yakalıyordu ama yetmedi. Bu aşırı heyecanlı yarış sadece 23 saniye sürdü. 


Bavetta (USA TODAY'den): Açıkçası yarışı kazanabileceğimi düşünmüştüm. Belirtilen mesafeyi kat edeceğime dair pek bir şüphem yoktu.

Kiely: Evet, araçtakilerden biriyle Chuck'ın kazanacağına dair bahse girdim ve biraz para kazandım. Güzeldi. 






Öpücük


Birçok kişi yarışı asla unutamayacak olsa da, o zamanlar eğer sosyal medya platformları daha yaygın olsa, yarış bitimindeki kucaklaşma Twitter'ı kasıp kavururdu. henüz bir yaşında bile değildi. Ama öpücük, 1988 Slam Dunk'ta Michael Jordan'ın serbest atış çizgisinden vurduğu smaç ve Magic Johnson'ın HIV teşhisi konulduktan sonra katıldığı 1992 All-Star maçı gibi, artık tüm NBAseverlerin kolektif bilincinde kalıcı olarak yer alıyor. Bunun dışında, tecrübeli hakemi uzun zamandır tanıyanları şaşırtmasa da, kucaklaşma tamamen doğaçlamaydı.


Johnson: Anlaşma böyle. Eğer Dick Bavetta'yı tanıyorsanız, onun tarafından öpülürsünüz. Beni de öptü. Böyle bir adam o. Seni bir süredir görmediyse, yanına geldikten sonra seni öper. Hayır, bu beni hiç şaşırtmadı. 

Steve Kerr (NBA.com'dan): Herkes Dick Bavetta'nın Charles Barkley'yi öptüğü akşam nerede olduğunu hatırlıyor. 

Johnson: Charles kendisini hiç ciddiye almaz; kendisine güler ve bunu emekli sporcularda pek göremezsiniz. Televizyona çıkan bazı adamlar eğlenmeye ses çıkarmaz ama şaka konusu olmayı hiç istemez. İşte size, programa katıldıktan hemen sonra üstüne gitmeye başladığımız birisi. O tam bir halk adamı. Bilirsiniz, yüksek profilli bir erkekseniz her zaman dikkat çekersiniz ve insanları etrafınıza toplarsınız -- onun bunlarla hiç sorunu olmadı. 

Kiely: Bir televizyon yapımcısı olarak, bana Charles Barkley'den daha güzel bir hediye verilmedi. Başımıza gelen en güzel şey o. Dalga geçilmeye açık tavrından dolayı herkesin ilgisini çekiyor. Bence insanların ona bakışını belirleyen şey, dürüstlüğü. Ama her zaman bunu tersine çevirip kendisiyle alay etmeye ya da bizim onunla dalga geçmemize izin vermeye isteklidir. Asla "Bunu niye yaptın ki?" demez. "Gönder gelsin" der. 






(Orijinali için şuradan.)

Yorumlar