Lionel Messi eğer Arjantin yerine İspanya için oynamayı tercih etseydi, uluslararası futbol sahnesinin son 20 yılı nasıl bir manzaraya sahip olurdu?
Messi için, doğduğu ülkeyi temsil etmemek hiçbir zaman bir seçenek değildi. Ancak gençlik kariyerinde, ülkesinde henüz tanınmadığı bir dönemde İspanya, onun aklını çelmek için bir fırsat sezdi.
İspanya'nın da devreye girmesiyle, Rosario'lu bu uzun saçlı gencin Barcelona altyapısında ortalığı kasıp kavurduğu haberi yayılınca, Arjantin Futbol Federasyonu'nda bir panik havası esti.
Bunu izleyen süreçte, Messi'nin en iyi hareketlerini içeren bir VHS kaset, telefon rehberinde onun adını taşıyan herkesi aramakla geçen telaşlı bir gün, insanların geleceğin süperyıldızının adını defalarca yanlış telaffuz etmesi ve Arjantin'in onu kadroya katmak için aceleyle bir maç ayarlaması gibi gelişmeleri içeren olağanüstü bir hikaye ortaya çıktı.
İspanya şansını deniyor
Messi, 13 yaşında Barcelona'ya geldi ve La Masia'nın en yetenekli oyuncusu olduğu kısa sürede anlaşıldı. Barça genç takım teknik direktörü Alex Garcia ve Messi'nin takım arkadaşı Victor Vazquez, Arjantin'in neden bu kadar az ilgi gösterdiğini anlayamıyordu. İspanya genç milli takım hocası Gines Melendez, onlara bir görev verdi: Onu, İspanya Milli Takımı için oynamaya ikna etmeleri gerekiyordu. Aynı soru, Messi'nin ilk temsilcilerinden biri olan Horacio Gaggioli'ye de soruldu.
Garcia: Messi, Barcelona'ya babasıyla birlikte geldi. Yalnızdı, ailesinden uzaktaydı ama profesyonel bir futbolcu olmaya kararlıydı. İlk andan itibaren, takımdaki en iyi oyuncu olacağını anlamıştık, bu konuda hiçbir şüphe yoktu.
Vazquez: Topu almadan önce oyunu yorumlama şekli ve düşünme hızı bambaşkaydı; başını her zaman yukarıda tutardı. O harika 1987 jenerasyonundaki en farklı oyuncuydu.
Garcia: O jenerasyondan Pique, Fabregas, Marc Valiente ve Victoe Vazquez gibi oyuncular İspanya milli takımına gidecekti, fakat Leo hiçbir yere çağırılmamıştı. Çok şaşırmıştım. Leo gibi bir oyuncunun herhangi bir milli takıma çağırılmaması normal değildi. Ben de dönemin hocası Melendez'e şöyle dedim: "Burada Arjantinli bir çocuk var, ama hiçbir yere çağırılmadı. Belki de İspanya için oynaması mümkündür."
Melendez: İspanya'nın U15 ve U16 takımlarını çalıştırıyordum, ülkenin her yerini dolaşıyordum. Messi, Barcelona'nın o harika jenerasyonunun bir parçasıydı. Pique, Valiente, Vazquez, Sito Riera, Tony Calvo, Fabregas. Kalecimiz bile o takımdandı. Tek eksik parça Leo'ydu. Onu bu takımda hayal ediyordum. Tamamiyle yenilmez bir milli takım düşünüyordum.
Hocası ve takım arkadaşları birbirlerine şunları söyleyip duruyorlardı: "Onu ikna etmelisin, lütfen. Onu ikna etmelisin." Böylelikle Arjantin Futbol Federasyonu'nu gücendirmemiş olurduk, çünkü dönemin Arjantin Futbol Federasyonu başkanı Julio Grondona, İspanya Futbol Federasyonu Angel Maria Villar'ın yakın bir dostuydu.
Vazquez: Milli takımdan döndüğümüzde, sohbetlerin birinde şöyle demiş olmalıyım: "Leo, bizimle oynamayı hiç düşündün mü?"
Garcia: Şöyle dedim: "Herkes milli takıma gittiğinde tek başına kalmamak için, İspanya adına oynamak ister misin?"
Melendez: Onlara şunu hatırlattım: "Deyin ki ona, 21 yaşına dek fikrini değiştirme hakkı var. Bizim genç takımlarımızda oynasa dahi, sonra yine kendi ülkesi için oynayabilir."
Gaggioli: Birçok kişi aradı: "Hey, Horacio, sence İspanya için oynayabilir mi?" Ben de şöyle yanıtlıyordum: "Onunla ve ailesiyle konuşmamız lazım, elbette oynayabilir ama bir karar vermesi gerek tabii." Ama, Leo daima ne yapacağından emindi: Arjantin ve Barcelona için oynamak istiyordu.
Messi kasedi
2002 yılının sonunda, Arjantin A Milli Takım hocası Marcelo Bielsa ve yardımcısı Claudio Vivas, bazı tecrübeli oyuncularını izlemek üzere düzenledikleri bir gezinin parçası olarak Barcelona'daydılar. Gaggioli bu fırsatı değerlendirerek, Messi'yi radarlarına sokmak istedi ve Barça Tv muhabiri Jaume Marcet'ten yardım istedi.
Marcet: Gaggioli bir gün bana şöyle dedi: "Jaume, senden bir ricam var. Arjantin genç milli takımları Leo'yu tanımıyor. Onu kadroya alabilmeleri için onlara bir video göndermemiz gerekiyor, çünkü burada İspanya milli takımı onu istiyor, ama o bir Arjantinli." Golleri ve bazı atakları seçip, bu konulardan anlayan birinden bunları VHS kasete aktarmasını istedim.
Gaggioli: Messi'nin babasının fikriydi. Bana şöyle dedi: Horacio, Arjantin milli takımı Barcelona'ya geliyor, onlara Leo'nun birkaç videosunu ayarlayabilir misin?" Leo, Arjantin'de pek tanınmıyordu. Barça'dan aldığım, onun bazı pozisyonlarını içeren bir videomuz vardı ve ben de onların kaldığı, Barcelona'daki Hotel Princesa Sofia'ya gittim. Bielsa'nın yardımcısı Vivas'ı aradım.
Vivas: Bielsa, milli takım ile kontrat uzatınca, neden bunu yaptığımızı oyunculara açıklamak için 2002 Dünya Kupası'nın ardından Avrupa'yı geziyorduk. Barcelona'dayken Arjantinli biri bana ulaştı.
Gaggioli: "Seninle Barça'da oynayan bir çocuk hakkında konuşacağım ve kesinlikle ona bayılacaksın," şeklindeydi mesajım. Ve, Vivas aşağıya indi.
Vivas: Messi'den bahsetmeye başladı ve bana bazı görüntüleri gösterdi, çünkü İspanya onu, kendi takımlarında oynaması için ikna etmeye çalışıyordu. Kasette, üstünde Barcelona formasıyla rakiplerini zigzaglar çizerek geçtiği hızlı driplingler vardı, uzun saçlıydı; boyu çok kısaydı ama oyunu çok keskin ve kararlıydı.
Marcelo'ya ondan bahsettim ve o da sordu: "İyi oynuyor mu?" Ben de dedim ki: "İyi oynamak mı, inanılmaz oynuyor!" "Bir bakayım, oynat biraz," dedi Marcelo ve kaseti oynatırken ekledi: "Ama normal hızda oynat, böyle anlaşılmaz." Ben de dedim ki: "Marcelo, normal hızda bu, daha şimdi 'oynat' tuşuna bastım." Şöyle cevap verdi: "Bu çocuk inanılmaz!"
Messi, U17 Dünya Kupası'nı kaçırıyor
Kaset, Arjantin genç milli takımları teknik direktörü Hugo Tocalli'ye ulaştığında, 2003 U17 Dünya Kupası kapıda bekliyordu. Ancak, Tocalli'nin kararı, Messi'yi Finlandiya'da düzenlenecek turnuvaya çağırmama yönünde oldu. La Nacion gazetesi muhabiri Andres Eliceche, bu kararı Messi'nin ilk milli takım çağrısının gerçekleşmesi için gereken son itici güç olarak hatırlıyor.
Eliceche: O kasetin Arjantin'e ulaşması iki ay sürdü, çünkü Vivas ve Bielsa, milli takımla birlikte bir dizi hazırlık maçı oynamak üzere ülke dışındalardı. Döndüklerinde Vivas, Tocalli ile görüşmek üzere havaalanından doğruca antrenman sahasına gitti.
Tocalli: Finlandiya'daki turnuvaya gitmemize 15 gün kalmıştı ve Vivas bana bir VHS kaseti verdi. Bana şöyle dedi: "Bak, bu Rosario'lu çocuk İspanya'da oynuyor, beğenecek misin bir bak, beğenmezsen de sorun değil." Kaseti izledim, içinde beş-altı pozisyon vardı. Barcelona'da oynuyordu; rakibi hatırlamıyorum. O beş-altı pozisyonu defalarca izledim. Hızına bayıldım. Koşmaya başladığında sincap gibi gidiyordu.
Vivas: Tocalli'ye yalnızca şunu söyledim: "Bir Arjantinli ve bir futbolsever olarak, lütfen bu oyuncuyu kaçırma."
Tocalli: Onu Finlandiya'ya götürmedim, çünkü gitmemize çok az zaman kalmıştı. Güney Amerika Şampiyonası'ndakiyle aynı kadroya sahiptik ve U17 Dünya Kupası için çok çalışmıştık. Onu kadroya katmak için, iki yıldır birlikte çalıştığımız kadrodan bir oyuncuyu çıkarmak istememiştim.
Melendez: 2003'te, Finlandiya'daki U17 Dünya Kupası'na gittik ve yarı finalde Arjantin'e karşı oynadık.
Tocalli: 2-0 öndeydik, Lucas Biglia sakatlandı ve 3-2 kaybettik. İspanya'nın son iki golünü Fabregas atmıştı.
Vivas: Bu benim dikkatimi çekmişti, çünkü o kupada Messi'nin takım arkadaşı Fabregas yıldızlaşmıştı ve ikisi aynı kategoride yer alıyordu. Messi'nin o takıma çok şey katacağını düşünmüştüm.
Eliceche: Maçtan sonra bir yemek yendi ve her iki federasyonun önde gelenleri tanıştı. Bir noktada, Messi'nin ismi sohbete dahil oldu.
Tocalli: Yemek bitti. İspanya takımı hemen yanımızdaki masadaydı. Şefleri geldi, onu tanıyorduk ve şöyle dedi: "Tocalli, eğer Barcelona'da oynayan çocuğu şu takıma dahil edebilirseniz, şampiyon olursunuz." Bıçak yemiş gibi oldum bir anda, anlıyor musun? Durdum ve şöyle dedim: "Messi'yi mi diyorsunuz?" Şefin cevabı şuydu: "Eğer onu tanımıyorsanız takıma nasıl katacaksınız?"
Eliceche: Bu gerçekten çok fazlaydı, yani takımı çalıştıran kişi yalnızca bir profesyonel değildi. Hattâ, İspanya'dan gelen aşçı bile Tocalli'ye şöyle diyordu: "Bir noktada başarısız oluyorsun."
Tocalli: O gece gözüme uyku girmedi. Ertesi gün Grondona ile konuşup Messi'nin, Arjantin milli takımında oynamasını acilen nasıl ayarlayabileceğimizi görüşmek beni endişelendiriyordu. Bana şöyle dedi: "Sakin ol, geri döndüğünde uluslararası bir hakemle bir maç ayarla ve maç raporunu imzalamasını sağla. Sakin ol, endişelenme."
Messi için oynanan maç
Buenos Aires'e döndükten sonra Tocalli, Messi'nin İspanya'ya dönmesini önlemek için harekete geçti. Arjantin milli takımının menajeri Omar Souto, aileyi bulmakla görevlendirildi. Bu arada, Federico Almerares'in de içinde bulunduğu bir hazırlık maçı o kadar aceleyle düzenlendi ki, FIFA tarafından tanınan bir hakem bulunması gerektiği için Arjantinli Gabriel Brazenas'ın, Arjantin milli takımının maçını yönetmesi gibi tuhaf bir durum ortaya çıktı.
Souto: Kupa bitti ve bir sabah Tocalli içeriye girip şöyle dedi: "Bana o Barcelona'daki oyuncuyu getirmen gerekiyor." Messi'yi daha evvel duymuştum ama onu unutmuştum. Aslında, herkes ona "Leo" dediği için, adının Leonardo olduğunu sanmıştım.
Eliceche: FC Porto ile oynanan o hazırlık maçında Barcelona'nın A takımıyla ilk kez sahaya çıkana kadar onun kim olduğu hakkında hiçbir fikrimiz yoktu. Böylece 2004 yılında Arjantin Futbol Federasyonu ofisinde Messi'yi aramaya başladılar. Ona ulaşmanın hiçbir yolu yoktu. Messi'nin ailesinin Barcelona'daki evinin telefon numarası ellerinde değildi. İlk olarak Rosario'yu aramaya başladılar.
Souto: Kimse onu tanımıyordu. Ne yapmalıydım? Bir telefon kulübesi bulmak için MonteGrande'ye gittim. Rosario telefon rehberini istedim, Messi ailesinin bulunduğu 'M' harfini buldum ve tek tek aramaya başladım... ta ki bana amcasının numarasını veren büyükannesini bulana dek. Amcası da bana babasının numarasını verdi. İspanya'yı arayıp şöyle dedim: "Arjantin milli takımı adına arıyorum, Leonardo Messi ile görüşmek istiyorum." Ve, Jorge şöyle dedi: "Hayır, onun adı Leonardo değil."
Eliceche: Telefon ilk kez çalıp Jorge açtığında ilk cevabı şu olmuştu: "Nihayet."
Souto: "Nihayet oğlumun varlığını hatırladınız... o, Arjantin için oynamak istiyor." Ve ilişki bu şekilde kuruldu. Talebi Barcelona'ya ilettim ve onu buraya getirip oynattık.
Eliceche: Lionel Andres Messi Cuccittini'nin Arjantin milli takımına ilk kez çağrılması sırasında Arjantin Futbol Federasyonu, Barcelona'ya gönderdiği faksın üzerinde oyuncunun ismini 'LEONEL MECCI' şeklinde yazmıştı.
Toccali: 2004 yılının Haziran ayında Leo için iki maç düzenledik: Paraguay, ve ardından Uruguay maçı. Bu maçlar Leo için ayarlandı. Grondona bize uluslararası bir takımla oynamamızı ve maçın FIFA tarafından onaylanmış bir maç olmasını söylemişti. Bunu özellikle onun için yaptık.
Eliceche: Arjantin'in, Messi'nin resmî bir maçta oynamasına ihtiyacı vardı; zira o dönemde geçerli olan FIFA kuralları, resmî bir maçta oynayan herhangi bir oyuncunun, o federasyona kalıcı olarak bağlanacağını öngörüyordu. Ayrıca bu durumun, FIFA'nın her federasyona, resmî maçlarda kullanmak üzere yolladığı formlara kaydedilmesi gerekiyordu.
Brazenas: Pazartesi günü Arjantin Futbol Federasyonu hakemlik bürosundan bir telefon aldım: "Argentinos Juniors stadyumunda Arjantin ile Paraguay arasında oynanacak maçı yönetmen gerekiyor, ama bir FIFA formu lazım." "Ama bende yok ki." "Bir tane bul. FIFA formuna ihtiyacın var." Bu bana tuhaf geldi. Normalde, Arjantin oynadığında hakem başka bir ülkeden olur. "Ve dikkat et, genç bir çocuk oynayacak, ikinci yarıda oyuna girecek."
Eliceche: Maç, Arjantin U20 takımı ile Paraguay U23 takımı arasında oynanıyordu. Bunların hepsi onun içindi. Bu yüzden maçın yayını yapıldı, FIFA formu hazırlandı ve sadece önceki gece bir hakem çağırıldı. Onun varlığı, o akşamın tohumuydu. Diego Maradona'nın ilk kez sahneye çıktığı stadyumda ve sembolik bir tarihte, Arjantin'in Meksika'da kazandığı Dünya Kupası şampiyonluğunun yıldönümü olan 29 Haziran'da. Bu maç, 18 yıl sonrasında oynanıyordu.
Brazenas: "Bütün bunların arkasında kim var?" diye sormak hiç aklıma gelmemişti. Ta ki ikinci yarıda ufaklık sahneye çıkana kadar.
Almerares: Onun bir ofansif orta saha oyuncusu olduğunu biliyorduk. Paraguay'a karşı oynanan maçta oyuna girdiğinde o pozisyonda oynadı ve potansiyelini göstermeye başladı.
Brazenas: Ta-ta-ta yaptı ve yanımdan geçti gitti.
Almerares: Kaleciyi driplingle geçecekti, o zaman hepimiz durup izlemeye başladık çünkü gol olacaktı. Şaşıp kalmıştık.
Tocalli: İşte o zaman her şeyi görmeye başladık: "Bu çocuk çok farklı."
Zabaleta: Herkesi geçip golü attığında hepimiz, yaptıklarını ne kadar kolay gösterdiğini anladık. İşte o noktada herkes, onun bir fenomen olduğunu anlamaya başlamıştı.
Eliceche: Oradan itibaren adı daha çok duyulmaya başlandı ve adeta yeni bir dönemin habercisi olarak görülmeye başlandı.
Tocalli: Benim için bu bir rahatlama, huzura erme duygusuydu. Çünkü bir oyuncuyu kaybetmek, özellikle de Messi gibi bir oyuncuyu kaybetmek, futbol kariyerimin en güzel döneminin sonu anlamına gelirdi.
Yorumlar
Yorum Gönder