Sözlü Tarih: Morris Peterson'ın Mucizevi Şutu

 



Bundan 15 yıl önce, Toronto Raptors dört sezon sonra ilk kez playoff'a yükselmenin yolunu ararken, Morris Peterson, kulüp tarihindeki en unutulmaz şutlardan birine imza attı.

30 Mart 2007'de Washington Wizards'a karşı klasik bir deplasman maçı olarak başlayan karşılaşma, Peterson'ın maçı uzatmaya götürmek için süre biterken yolladığı üçlükle beraber, unutulmaz bir akşama dönüştü. Takımlarının şimdiki seviyesinden çok uzakta olduğu o dönemde yaşanan bu olay, taraftarların hâlâ dilinde.




Chuck Swirsky (Maçı Raptors tv'si için anlatan spiker): İyi bir sezon geçiriyorduk. Playoff yolundaydık. Bundan emindim. O yıl takım çok iyi bir kimya tutturmuştu.

Morris Peterson (Toronto Raptors guardı): Sezon içerisinde bazı sakatlıklar yaşamıştık ama takım iyi görünüyordu. Sezona çok daha odaklanarak girdiğimizi hatırlıyorum. Takımdaki herkes, önceki sezonu geride bırakacağımızı fark etmişti. Yazın çok çalışmıştık ve işler yoluna girmeye başlamıştı.

T.J. Ford (Raptors oyun kurucusu): Toronto'daki havayı değiştirmiş ve salonu doldurmaya başlamıştık. Harika bir deneyimdi. Taraftarlar inanılmazdı.

Sam Mitchell (Raptors koçu): Kontratımın son yılıydı, sezon boyunca muhabirler bana 'Topal Ördek' diyorlardı. Bir muhabirin şunu sorduğunu hatırlıyorum: "Bu adamların kontratının son yılında seni dinlemelerini mi bekliyorsun?" Aslına bakarsanız, bu durumun beni özgürleştirdiğini hissettim. Artık yapmak istediğim şekilde koçluk yapabileceğimi hissettiğim için, kaybedecek hiçbir şeyim yoktu. Atlantik Grubu birincisi olduk ve Yılın Koçu ödülünü kazandım. 


Mitchell'ın yönetimi altında Raptors, kulüp tarihinde ilk kez Atlantik Grubu birinciliğini kazanmanın eşiğindeydi.


Swirsky: Uyumlu bir takım olmuşlardı: Chris Bosh, Anthony Parker, T.J. Ford, Joey Graham, Mo Pete, Jose Calderon, Juan Dixon.

Ford: En iyi sezonlarımdan biriydi. En iyi oyunumu Toronto'da sergiledim. Chris Bosh gibi bir oyuncunun kadromuzda olması harika bir şeydi.

Mitchell: Takımının yıldızının Chris Bosh olmasıyla kimsenin sorunu yoktu. Onunla ilgili şaşırtıcı olan nokta, bir kısa forvetin çabukluğuna ve bir power forvetin ebatlarına sahip olmasıydı. Toronto'daki ilk sezonumda onu 3 numarada oynatmıştım. 

Ford: O zamanlar iyi bir ikiliydik, ligin en iyilerinden biriydik. Jose Calderon'u da eklerseniz, ben ve Jose sahada iki oyun kurucu olarak birlikte yer aldığımızda üç başlı canavar gibiydik. Chris Bosh her akşam en iyi performansını ortaya koyuyordu ve sahada şutörlerle çevriliydi. Bu da bana ve Bosh'a rakibin kafasını karıştırma imkanı veriyordu.

Peterson: O sezon playoff için uğraşıyorduk. Sam Mitchell'ın benimle konuşmaya geldiğini hatırlıyorum, çünkü benim takıma ne katabileceğimi biliyorlardı. Diğer oyuncuların ne yapabileceklerini görmeye çalıştıkları kısa bir zaman dilimi gibiydi.


Peterson, 2000 NBA Draftı'nın 21. sırasında seçilmişti ve o sezon kontratı bitiyordu. İlk altı sezonunda toplam 275 maça ilk 5 çıkmış ama o sezon rolü kısıtlanmış ve 12 maç haricinde sezon boyunca kenardan gelmişti. Önceki sezon 38.3 dakika ve 16.8 sayı ortalamalarıyla oynarken, o sezon bu rakamlar 21.3 dakika ve 8.9 sayıya inmişti. 30 Mart'ta oynanacak Wizards maçında oynaması beklenmiyordu.


Peterson: Sam'den daima saygı gördüm. Rolümün azaldığını söylemesi gerekmiyordu. Bazı koçlar hiçbir şey söylemez ama o bana hazır olmamı söylemişti.

Mitchell: Onu rotasyon dışına çıkartmak hiç hoşuma gitmedi ama organizasyon olarak verdiğimiz karar buydu. Ve tabii bir koç olarak, yapmaya bayılmadığınız şeyler de var. Ama bu yüzden bu kararları vermen için sana para ödüyorlar. 

Peterson: Damian Lillard'ın Portland'a karşı olan sadakatini düşünün, ben de öyleydim. Kazanmak için en iyi çözümün ne olduğunu bulmaya çalışıyorduk. Oyuncuların Toronto'ya takas olup da oynamak ya da kendilerini göstermek istemediği bir dönemde orada oynadım ve buna anlam veremiyordum.


Sezonun bitmesine 11 maç kala Raptors, Washington ile oynayacakları maçı kazanıp, sıralamada biraz daha yükselmek istiyorlardı.


Swirsky: O dönemde Raptors, Washington'la her oynadığında Gilbert Arenas'a sahip oldukları gerçeğini düşünürdüm. O zamanlar ne kadar iyi olduğunu bilmeyenler için söyleyeyim, Gilbert Arenas herkesin üstünden sayı bulabilirdi. Muazzam bir yetenekti.

Ford: İyi bir kadroları vardı. Deplasman ekibi olarak birçok şeyle uğraşıyorduk. Ve maça baktığınızda, bize takımı bir araya getirecek bir galibiyet ve tarihe de basketbolun en çılgın anlarından birini verdiğini görüyorsunuz.

Swirsky: Maçı daha dünmüş gibi hatırlıyorum. Arenas yirmi kere falan faul çizgisine gitti. Ve harika bir serbest atışçıydı. İnsanlar Mo Pete'in o maça başlayıp sahada epey kaldığını düşünür. Ama o akşam sahada bir dakikadan az kaldı ve sadece tek şut kullandı. 

Peterson: Dördüncü çeyrekteydik, son 50 saniyeye girmiştik ve koç bana gelip, "Mo, bir üçlüğe ihtiyacımız var" dedi. Ve ben o sezon hâlâ, ligin en iyi üçlükçülerinden biriydim.

Mitchell: Bazı oyuncular o skora bakar ve maçın bittiğini düşünür. Ben kızgın değildim, çünkü maçın bittiğini düşünmüyordum.

Peterson: Sanırım duruma ve benim nasıl bir etki edeceğime baktı. Belki beni kenarda hazır olmayan bir vaziyette görseydi başkasının girmesini söylerdi ama sanıyorum ki benim ne kadar konsantre durumda olduğumu gördü. Bençte somurtarak oturan bir adam olmadım hiç. Kafamı kaldırdım, hoca bana bakıyordu. Adımı söyledi, ben de sahaya girdim. 


Peterson bitime 9.3 saniye kala oyuna girdi ama takım arkadaşı Juan Dixon'ın üçlük isabetiyle skorun 105-104 olmasının ardından kenara alındı. Arenas'a faul yapılmadan önce tekrar oyuna girdi. Wizards'ın yıldızı, bitime 3.8 saniye kala her iki serbest atışta da isabet buldu. 


Mitchell: Çaresiz durumdaydık çünkü onlar serbest atışları kullandıktan sonra molamız bitmiş durumdaydı. Anthony Parker, Chris Bosh'a uzun bir pas atmaya çalıştı. Sanırım, Chris orada Michael Ruffin'i engellemeye çalışırken topu kapması üzerinden bir şut yollamaya çalışıyorduk.

Peterson: Anthony Parker topu fırlattığında topun gidişine baktım ve "Maç gitti" dedim. O anda topu oyuna sokmaya çalışıyorduk ama şutörler de pozisyon almak için kenarlara açılıyordu. 

Mitchell: Böyle durumlarda yüzde 99.9 oranında maçı kaybedersiniz. 

Peterson: Topu oyuna soktuğumuz gibi kaybettik. Ama sanırım Ruffin topu havaya attı?

Mitchell: Wizards koçu Eddie Jordan'a baktım, bana el sallıyordu. Eddie'yi tanırım, arkadaşızdır. Bu yüzden birbirimize "İyi maçtı, tebrikler" dercesine bir baş selamı verdik.

Swirsky: Ruffin topu havaya fırlattığında ya "Pekala, bu topu sürenin biteceğini düşünerek fırlatıyorum" ya da "Topu fırlattıktan sonra aşağı indiğinde kimse yakalayıp şut kullanamayacak" diye düşündü.

Peterson: Bugün bile hâlâ, Ruffin'in serbest atış konusunda pek iyi olmadığından kendisine faul yapılmasını istemediği için mi, yoksa süreyi yanlış hesapladığı için mi topu havaya fırlattığını bilmiyorum. 

Mitchell: Ruffin'in, kötü bir faul atıcısı olduğu için ve kendisine faul yapılmasın diye böyle bir işe kalkıştığına inanıyorum. O akşamdan öğrendiğim şey, serbest atıştan korkan oyuncuları maçın sonunda oyunda tutmamanız gerektiği. Çünkü böyle bir olay 100 maçın birinde gerçekleşebilir ama oldu işte.

Peterson: Topu fırlattıktan sonra, aşağıya indiğini gördüğümde şöyle düşündüm: "Bu top bana doğru geliyor."

Swirsky: Görüntülere bakacak olursanız  Eddie Jordan'ın, elini sıkmak üzere Sam Mitchell'a doğru gitmek üzere olduğunu görürsünüz.

Mitchell: Eddie el sallayıp yürürken ben hâlâ Mo'ya bakıyordum. Ben ona bakıyordum, Mo da topa. "Ne yapıyor bu Mo?" Ve top aşağıya indi. 



 

Sürenin bitmesine 0.9 saniye kala Peterson topu yakaladı. Normal şut mekaniğini yapacak vakit olmayınca, Wizards'lı Caron Butler'dan kaçmak için havada kollarını geriye çekti ve ardından topu yolladı.


Peterson: Şutör karakterli bir oyuncu olduğum için, o anda tek istediğim şey, topu yakalayıp potaya göndermekti. Pek çok kişi benim zor şutları sokabildiğimi bilir. Topu yakaladığımda --ki ben bir solağım-- sahanın sol tarafındaydım. Sonrası yalnızca bileğimi sallamaktan ibaretti.

Swirsky: Bir anda tüm salon sessizliğe bürünmüştü çünkü bu inanılmaz üçlük karşısında büyülenmişlerdi. Bir anda herkes donakaldı ve ardından nefeslerini bıraktılar. O şutun isabetli olma ihtimali çok, çok, çok azdı. Ama girdi. İşte o zaman kafayı yedim. Tam olarak delirdim yani.  

Mitchell: Top çemberden içeriye girdiğinde yaptığım ilk şey, geçerli olup olmadığını anlamak için saate bakmaktı. Ve gözlerime inanamadım.

Ford: Maçı kaybetmek üzeresiniz, sonra şans eseri bir kaza yaşanıyor, top havalanıyor, ardından Mo Pete onu yakalayıp normal bir üçlükmüş gibi gönderiyor.

Swirsky: Aklım başımdan gitti. O ânı özetlemenin başka yolu yok. O şut isabetli olduğunda, Raptors yayına getirdiğimiz enerji ve tutku, bambaşka bir seviyeye ulaştı. Mo Pete'in köşede durup boş bir üçlük yollaması gibi falan değildi. Bu çok ama çok zor bir atıştı. 

Peterson: Top çemberden içeriye girdiğinde "Vay be" dedim. "Krema en tepeye çıktı." Hep kullandığım bir cümledir bu. ... O akşam babam aradı ve kremanın tepeye çıktığını söyledi. 

Swirsky: Raptors bençinin tam yanındaydık ve oyuncular "İsabetli sayıldı mı?" dercesine bana bakıyordu. Ve sonra uzatmaya gittik.

Peterson: Bu şutu daha önceden çalıştığımı söylersem yanlış olur. Şutu yolladım ve isabetli olmasını diledim ama işin içinde şans faktörü de var elbette. Şimdi burada o şutun gireceğini bildiğimi söyleyemem. Bilemezdim. Tek bildiğim, bir şutör olarak, her şuta hazır olmanız gerektiği.

Mitchell: Mo Pete kızgın şekilde oraya gidip öylece durabilirdi. Ruffin topu havaya fırlattığında, topun yere düşmesine izin verebilirdi; maçı kaybederdik ve kimse de bir şey demezdi. Maç bitmişti. Sadece 50 saniye civarında süre bulmasına rağmen, bir düşünün. Mo Pete olmasaydı o maçı kazanamazdık.  

Ford: O dönemde Mo, bir zamanlar takımın kilit parçalarından biriyken, artık ilk 5 oyuncusu değildi ve çok az süre alıyordu. Onun için önemli bir andı bu.

Swirsky: O şuta Hail Mary dedim. Diyelim ki bir kez daha o durumda kaldınız. O şutu kaç kez sokabilirsiniz? Şimdi, bir profesyonel oyuncu belki bunu yapabileceğini düşünür ama topu o şekilde yakalayıp ardından süre bitmeden şutu yollamak çok zor bir iş. Yani bu yüzden o şuta Hail Mary dedim. Çünkü gerçekten orada ilahi bir müdahale olduğunu düşünüyorum.  

Peterson: Orada somurtarak durabilir ve oyuna müdahale etmeyebilirdim. Ama hayır, her şeyden önce NBA'deyim; milyarlarca insanın severek oynadığı bu oyunu oynama fırsatım oldu. Süre bulamasam da her zaman bu oyuna bağlı kaldım. Setlere bakıyor, hangi oyunu oynadıklarını izliyor, kulübeden gelenlere yardımcı olmak için neler yapabileceğini görüyorsun.


Ruffin'in topu tutmayıp havaya fırlatma kararı, birçok kişi tarafından lig tarihinin en tuhaf anlarından biri olarak hatırlanır.





Ford: Maçı kaybetmelerine o sebep oldu, eminim kötü hissetmiştir. Onların bir maçına mal olan bir karar. O zamanlar hepimiz playoff için savaşıyorduk.

Mitchell: Ruffin topu tutsaydı ve ona faul yapsaydık, serbest atışları sokmalarına gerek olmazdı, çünkü bize süre kalmayacaktı. Molamız da yoktu. Tek yapması gereken topu tutmak, faul almak, çizgiye gitmek ve iki atışı kullanmaktı. Topu fırlatıp atmanın da düzgün bir yolu var. Eminim bu olaydan bir ders çıkarmıştır.

Peterson: Ruffin'le bu konuda hiç konuşmadım. Ama teşekkür ediyorum. Teşekkür ediyorum kendisine. O topu ellerime doğru attığın için teşekkürler. Kris Humphries gülüyordu: "O şutu soktuğuna inanamıyorum."  Ama aynı zamanda şunu da dedi: "Hemen ardından Eddie Jordan ve Antonio Daniels'ın surat ifadelerini gördün mü? Bunu görmen lazımdı." 


Peterson'ın bu şutu aynı zamanda TV'de de unutulmaz bir şekilde anlatıldı.


Peterson: "Soğanlar bebeğim, soğanlar" diye bağıran Chuck Swirsky'ydi. Şutun ardından bunları söylemişti. Nedense bunu hiç unutamadım.

Swirsky: O ânı yaşadım, hissettim ve aktardım. 10 yıl boyunca her yayın için bunu yaptım. Raptors tarihindeki o anda, Mo Peterson'ın üçlüğüyle birlikte, Raptors'a duyduğum tüm enerji, sevgi ve tutkunun ortaya çıktığını düşünüyorum.

Peterson: O anda Caron Butler'ın bana faul yaptığını hissettim. Maçın uzatmaya gitmesinden daha iyi tek şey, o faulü vermeleri olurdu. Hâlâ o anları düşündükçe geriliyorum. O günü iyi hatırlıyorum, daha fazla oynayamazdım. 


Bosh, takımını 123-118'lik galibiyete taşıma yolunda, uzatmadaki 14 sayının 8'ini atarken, Peterson neredeyse tüm uzatma boyunca oturdu. Uzatmanın bitimine 47.1 saniye kala, maçı bitirmek için oyuna girdi.


Swirsky: Bosh da harikaydı. Epey bir zaman sahada yer aldı. Müthişti. T.J. Ford, o da çok iyiydi. Sadece şunu düşündüğümü hatırlıyorum: Mo Pete'in bu yaptığından sonra maçı kaybedersek cidden ayıp olur.

Peterson: Koç bana uzatma dakikalarına başlamak ister miyim diye sordu ama ona, ilk 5 oyuncularının maçı bitirmelerine izin vermesini söyledim. Herkes beni onun kenara çektiğini düşünüyor. Ama aslında bana oynamak istiyor muyum diye sormuştu. Kendimi rahat hissetmiyordum.

Mitchell: Kazandığımız için mutluydum ama Mo'nun özel bir şey yaparak hatırlanması beni daha çok sevindiriyor. Mo Pete en sevdiğim oyunculardan biriydi çünkü asla şikayet etmezdi ve işine bakardı.

Ford: Yalnızca 55 saniye oynamak ve hazır olmak -- inanılmaz bir şey bu. Profesyonellik açısından bakıldığında, o dönemde işler onun için iyi gitmese de kenardan oyuna girip takımına galibiyeti getirmek, onun nasıl bir insan ve takım arkadaşı olduğunun en iyi kanıtı.

Swirsky: Raptors tarihine en tuhaf an olarak geçmese de, ikinci en tuhaf an olarak geçecek. Kawhi Leonard'ın şutu bir numara. Bu ise muhtemelen iki numara. 

 

Washington'a karşı alınan bu galibiyet, Toronto Raptors'ın Doğu Konferansı'nda üçüncü sırayı almasına yardımcı olurken, Wizards ise sezonu Nets ile aynı dereceyle bitirdi: 41-41. Tie-break gereği üst sırada yer alan takım Nets'ti ve ilk turda Raptors ile karşılaşacaklardı. Washington ise Cleveland Cavaliers ile eşleşti ama Arenas ve Butler'ın sakatlıklarının vurduğu Wizards hiçbir varlık gösteremedi ve Cavs seriyi 4-0 ile geçti. 


Peterson: Çok komik bir şey olmuştu. Bir keresinde bir yönetici geldi ve bana şöyle dedi: "O maçı biliyor musun? Hani, New Jersey ile oynamamıza sebep olan maç?" Kendi kendime şöyle düşündüm: "Herhalde bu adam hiç basketbol oynamamış, çünkü böyle bir şey yapmayız." Sanki sadece oynuyoruz, hiç umursamıyormuşuz gibi. 

Mitchell: Belli takımlarla eşleşmek için ayarlama yapmaya çalıştığınızda... Bunu yapacak kadar zeki değilim.

Peterson: Pek çok insan, olacakları umursamadığınızı düşünüyor. Rekabetçi insanlarız, kimseden kaçmaya çalışmıyoruz. En azından ben öyle değildim. Eğer o şutu ben soksam ya da başkası soksa, veyahut o gün 20 fark yemiş olsak, arada gerçekten büyük bir fark olur muydu?

Ford: Rakibimiz Wizards da olsa, New Jersey de olsa daha iyi takım olduğumuzu hissediyorduk.

Swirsky: Fikstür nasıl olursa olsun, sahaya çıktığınızda oyununuza bakarsınız. Ve 30 Mart 2007 tarihinde bir maçta oynarken, playoff'ta ne olacağına ve gelecekteki olası eşleşmelere bakmazsınız.

Peterson: Atlantik Grubu'nu birinci bitirmeye çalışıyorduk. Soyunma odasında harika anlar yaşandı. Emeklerimizin karşılığını almış gibiydik. Birçok basın mensubu soyunma odasına geldi ve o şut hakkında konuştuk, güzel anlardı. Bir normal sezon maçının bu kadar heyecan yaratması çok acayip. 

Swirsky: Uyuyamadığımı hatırlıyorum. Bütün gece ayaktaydım. Cuma akşamı oynanacak maç için çok gergindim. Gece 12.30 gibi Toronto'ya dönmüştük. Pazar akşamı da maçımız vardı. Tek hatırladığım, cumartesi günü uyumak için bir yer bulmamın gerektiğiydi. Çünkü o şutun yarattığı heyecan yüzünden adrenalinim çok farklı seviyede ilerliyordu.


Raptors ilk turda Nets'e kaybettikten sonra Peterson, 13 Temmuz 2007'de New Orleans Hornets ile dört yıllık, 23 milyon dolar değerinde bir sözleşme imzaladı. Raptors'ta geçirdiği dönemde kulüp tarihinin en çok forma giyen oyuncusu (542) olmuştu ama bu derece sonradan DeMar Derozan (675) ve Kyle Lowry (601) tarafından geçildi. Peterson hâlâ, Kyle Lowry'nin (1518) ardından kulüp tarihinin en çok üçlük isabet bulan ikinci oyuncusu konumunda (801).


Mitchell: İnsanlar bana koçluk yaptığım oyuncuları sorduğunda onu ilk beş içerisine koyuyorum. Attığı sayılar sebebiyle falan değil, harika biri olduğu için değil, her akşam doğru olanı yapmaya çalıştığı için.

Peterson: Bu şut benimle alakalı ama aslında benimle alakalı değil. İnsanlar bana gelip "O şutu soktuğunda şuradaydım" diye hikayeler anlatıyorlar. Nerede olduklarını tam manasıyla hatırlıyorlar. Birkaç kez yorumcu olarak Washington'a gittim, oradaki salonda çalışan birçok kişi yanıma gelip o şuttan bahsetti. Hâlâ bunun hakkında konuşuyorlar. 

Swirsky: 15 yıl önceki Raptors'ı hatırlayanlar hâlâ yanıma gelip "O maçı hatırlıyorum ya" diyebiliyorlar. Bir hafta önce Detroit'teydim. Bir adam yanıma geldi, Windsor'da yaşıyormuş. Telefonunu çıkarıp "Bak şimdi, sana en iyi Raptors videosunu açacağım" dedi ve o pozisyonun videosunu açtı. Ben "Harika" diyince, o da "Soğanlar bebeğim, soğanlar" diye karşılık verdi. 

Peterson: O günden beri böyle, maçı uzatmaya götüren şutlar görebiliyoruz. Sanırım bir yıl sonrasında Anthony Parker da maçı uzatmaya götüren bir üçlük isabet bulmuştu. Komik tabii. İnsan tek bir şutun nelere sebep olabileceğini düşünmüyor. Sıradan bir maç, özel bir akşama dönüşebiliyor. Bunu tahmin edemezsiniz. Ben sadece bir fırsatı değerlendirdim ve o gün basketbol tanrıları benim yanımdaydı. 


(Orijinali için şuradan.)

Yorumlar